20 Eylül 2012 Perşembe

"Viral Yapalım!"

Sosyal medyada aktif olmak isteyen birçok kurumun gönlünde “bir viral yapmak” var desem herhalde çok da abartmış olmam diye düşünüyorum. 

“Mesela bir viral yapsak…” diye başlayan cümleler genellikle bir TV reklamı senaryosunu anlatıyor. Ben genelde senaryonun devamında takılmaya başladıklarında soruyorum: “Çok iyi, yapalım; peki bunu neden seyredecek insanlar?” 

İşte o zaman aslında amacın “viral”
 yapmak değil, viral yayılacak bir reklam çekmek olduğunu görüyorum.
Basit bir videonun binlerce kişi tarafından seyredilip paylaşılması sosyal medyanın tadına bakmış herkesin hayalidir herhalde. Ne var ki “viral yapmanın” bir formülü olduğunu söylemek de biraz iyimser bir tavır olacaktır.
Öncelikle “viral”in bir sonuç olduğu düşünülürse “viral” yapmak bir strateji olamaz ancak “viral etki yaratmak hedeflenebilir. Ayrıca böyle bir çalışmada marka/kurumun nasıl konumlandığı da istenen etki konusunda önemli bir kıstastır. Defalarca paylaşılan fakat kimsenin hangi markaya ait olduğunu hatırlamadığı viral video...


Viral video yaratma denemeleri bir çok defa başarısızlıkla sonuçlanıyor, bu denemeleri incelediğimizde de viral olabilmenin temelde 4 neden görüyoruz: 



1. “Duygu”landırmak

Viral olmasını hedeflediğiniz bir videonun “olmazsa olmaz”ı seyredenleri hislendirmesi, bir duygu yaratmasıdır. Eminim bu yazıyı okuyan herkes hayatlarının bir noktasında bir “viral” paylaşmıştır. Bir durup düşünün, paylaştığınız viral videoyu neden paylaşmıştınız? Bu video ne hakkındaydı ve ne amaçla yayınlanmıştı? “Komik olduğu için” diyenleriniz olacaktır. Internette paylaşım ve gösterim rekorları kıran Gangnam Style’ı örnek alalım. Psy’nin ilginç dansı bu videonun yayılmasındaki en büyük nedenlerden biri. Fakat bir videoyu paylaştıran esas başka nedenler var. Harika olmalı, üzücü, mutluluk veren, büyük bir nedenin parçası hissettiren, konuşulamayanları deşen, … Videonun seyredenlerde bir his yaratması ve bu hissin kişileri seyrettiklerini paylaşmaya yönlendirmesi “viral” yaratmanın ilk adımları. Güzel bir fıkra duyduğunuzda hemen birilerine anlatmayı istemek gibi “viral” olacak işi de her gören paylaşmak isteyecektir.

"Duygu" derken bu videoyu seyrederken ki durumdan bahsediyorum mesela:




2. Reklam Kokmadan Markanızı Yansıtmalı 

Başarılı bir video, ilk seyredildiğinde seyreden bir çok kişinin kurum veya marka adını hatırladığı videodur. Bu nedenle markanız videonun içine işlemiş olmalı fakat “satmaya” çalışmamalıdır. Bence bunun en başarılı örneklerinen biri BirDolaraTraş’ın videosu: 








Bilgilendiren, markanın temel değerlerine değinen ve tüm bunları komik unsurlarla başaran bu video ürünün hedef kitlesine marka imajı ve sunduğu artı değeri (özellikle bütçelerini etkileyen) çok net veriyor.

Bu videonun çok promosyonel veya ürün odaklı olduğunu söyleyebilirsiniz, haklısınız. Peki sizce “satmaya” çalışıyor mu?

3. Marketing Planınız Yoksa Olmaz



Bir kurum tarafından ürettirilen bir videonun kendiliğinden yayılma olasılığı zevkine yapılan bir videoya kıyasla genelde daha azdır. Evet, şansınız yaver giderse videonuz viral olabilir. Peki siz gerçekten böyle bir kumar oynamak istiyor musunuz? 
Bir başka seçenek ise videonuzun reklam ve sponsorluklarla yayılmasını sağlamaktır. Her şekilde videonuzun başarı kazanması için bir plana ihtiyacınız var.
Sosyal medyada belir bir etkileşimi yakalamış kurumların bu durumlarda daha rahat hareket ettiklerini görüyoruz. 50 milyon Facebook sayfası üyesi olan Starbucks’ın paylaşacağı bir videonun viral olması bir çok kuruma göre daha kolay olacaktır. 
Planın ilk adımı çok basit. Videoyu ilk defasında paylaşacak bir kişi lazım. Günlük hayattan bir benzetme yaptığımızda bir dedikodu çıkardığınızı düşünün. İlk önce bir kişiyle bu dedikoduyu paylaşmanız lazım. Aksi takdirde dedikodunun yayılmasını beklemek çok iyimserlik olacaktır. Ve eğer sadece bir kişiye anlatırsanız dedikodunun yayılması yine de pek kolay olmayacaktır. Ama bu dedikoduyu 30 kişiye yaydığınızı düşünün. İlk tohumları doğru ve yoğun bir ortamda atarsanız, sonuçları daha etkin olacaktır. 
Bu arada videonuz kendi başına tutunabilecek kalitede değilse, ne kadar güçlü bir plan yaparsanız yapın yine de başarı beklemek iyimserlik olacaktır. Videonuz bir anda hızla yayılmaya başlayacak ve bir noktada bu hız düşecek ve duracaktır. Herkes bu noktaya olabildiğince geç gelmek ister.




4. Destekleyici Pazarlama Aktiviteleri 

Belli sonuçlara ulaşmak istediğiniz için bir video yaptırıyorsunuz. Eğer güçlü bir pazarlama planınız yoksa videoyu üretmek için yüklü bir bütçe kullanmanız da yeterli olmayacaktır. Diyelim ki istediğiniz başarıyı elde ettiniz ve web sitenize ciddi bir trafik çekiyorsunuz. Fakat web siteniz hala 10 sene önce ilk defa yaptırdığınız site; e-tcaret yapmadığınız gibi bir e-ticaret sitesine yönlendirme de yapmıyorsunuz, sosyal medyada sizi arayanları bulabileceği bir kanalınız yok (Facebook sayfanız veya Twitter hesabınız gibi). 
Müşterileriniz ve hedef kitlenizle iletişimde olduğunuz noktaları birbirleriyle entegre edip parlattığınız zaman yaptığınız video yatırımının geri dönüşlerini görebilecek ve ölçümleyebilecek olursunuz. Gerek bunun için gerekse başarılı bir “viral” kampanyası için Old Spice’ın “The Man..” kampanyasına göz atmanızı öneririm. Toplamda 180 civarı videodan oluşan kampanya 19 milyondan fazla görüntülendi ve 22.500 yorum aldı. 







Sizce bir videoyu viral yapan diğer faktörler neler?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder